Bloguma Hoşgeldiniz :)
RSS

31 Mart 2010 Çarşamba

Canımı sıkan şeyler!

Takip ettiğim çook fazla blog var(dı). Her birinde birşeyler buluyordum kendimce, bazılarınaysa uzun zamandır bakmak istemediğimi farkettim. Güncellemelerini pas geçmek istediğimi farkettim. (Niye listeme eklediğimi bile bilmiyorum. Bir gaflet anı eklemiş olabilirim.) Sonra dönüp neden bakmak istemiyorum dedim kendi kendime ve açıp okumaya başladım.
Kimi yurtdışı seyahatlerinden yaptığı marka alışverişlerinden bahsediyordu kimiyse şurdan şunu getirttim burdan bunu sipariş verdim diye bütçesinin sınırlarını ya da sınırsızlığını göstermeye çalışıyordu sanki.
Muhabbet hep aynı, şunu aldım, bunu sürdüm, şu markadan başkasını almam bla bla bla...
Maşallah, ne güzel dünyayı kasıp kavuran ekonomik kriz BİZİM ÜLKEYE UĞRAMAMIŞ!!!
Allah daha çok versin gözümüz yok çok şükür. Almak isteyip de alamadığım birşey de yok. Konu ben değilim yani baştan belirteyim.
(Moda, stil vs. ile ilgili bloglara lafım yok. Onların yazma sebepleri bu çünkü ama abartanlar yine de var o ayrı tabi. Elişleri, yemek gibi daha mütevazi sebeplerle açılmış bloglara sözüm)

Beni beynimden vurulmuşa çeviren sözler var.
***"xxx ülkeye gittiğimde aldığım yyy marka zzz ler bunlar. Çok ucuza geldi tanesi 50 euro. İndirim varmış her çeşidinden aldım (yaklaşık 20 tane bir arada bir foto) Tavsiye ederim."

-Canım benim ya. Sen farkındamısın 50 euro ile bir aylık mutfak ihtiyacını gören insanlar var. Senin marka diye aldığın uyduruk bez parçalarına anlamsız gözlerle bakan, anca toz almaya yarar bunlar diyen insanlar... Ayakkabımın altı yırtılmış karton koyup biraz daha idare edeyim diyen, 10 yıldır aynı mantoyu giyen insanlar mesela... Ve aynı insanlar bilmemne ülkesinin bilmemne şehrine değil yaşadığı şehirden dışarı adımını atamamış insanlar.
Aaaaaa! Böyle insanlar da mı var? Yok canıımmm, olur mu hiç!!!


***"Biz her fırsatta bağış yapıyoruz, çok huzurlu hissediyoruz. Siz de yapın mutlaka."

-Acaba bağış yaptığın insanlardan biri okuyor olabilir mi şu yazdıklarını ya da bağışa ihtiyacı olabilecek birileri???

Bunlar gibi neler var neler... Kendilerini kim zannediyorlar acaba??? Uzun uzun yazıp daha fazla sinirlenmek istemiyorum ama minicik bir örnek vereyim. Ben İstanbul'dan İzmir'e taşınmadan önce sadece Heidi'nin kuzuları zıplar sanıyordum, keçinin gerçekten sakalı var mı bilmiyordum, hayatımda çoban görmemiştim ve son çoban 100 yıl öncede falan kaldı sanıyordum. İzmir'in dağlarında köylerinde gezintiye çıkınca bunların var olduğunu gördüm ve cehaletimden utandım.

İnsanlar kendilerine pembe bulutlarla çevrili bir hayal dünyası yaratmışlar ve herkesin kendileri gibi yaşadığını zannediyorlar. Dışarı çıkıp boyacı çocuklardan biriyle ya da çöpleri karıştıran, kağıt-teneke kutu toplayan en fazla 25 yaşındaki gençlerle 10 dakika sohbet edip kendilerini onun yerine koymuşlar mı acaba hiç. Ne hayalleri var sormuşlar mıdır acaba? Ha yaptılarsa da (ki hiç sanmıyorum) sohbet sonunda acıyarak 5-10 lira verip yeteri kadar şişkin olan egolarını biraz daha şişirerek pembe dünyalarına geri dönmüşlerdir. Eminim biraz dikkatli gözlerle izleselerdi insanları, utançlarından yazmazlardı bunları. Mevzu acımak değil ki, ANLAYABİLMEK onların yaşadığı hayatı.

Okumasınlar kardeşim diyenler var biliyorum, o insanların internette işleri ne diyenler de var...
Kendi ayıplarının bedelini "okumasınlar" diyerek başkalarına atmak ne kolay değil mi. Ne de olsa onların hayatları böyle. Neyin sorumluluğunu almışlar ki bunu da alsınlar. Biraz daha duyarlı olmak, yaşadıkları ülkenin insanlarına karşı saygılı olmak bir yana yaşadıkları ülkenin dilini bile katlediyorlar.
Sadece bir süreliğine de olsa yaşadıkları hayattan uzaklaşmak istedikleri için internete girenler var. Unutmak için, kendi hayatlarından kaçmak için... Biliyor muydunuz???

Hiç düşündünüz mü, sizin yaşadığınız hayatı yaşayamadığı için intihara kalkışanlar bile var. Biraz gazete okuyun VÖG okuyacağınıza. Gardrobunuzu değil de biraz beyninizi geliştirin.
Tebdil-i kıyafet halka karışın da ne hayatlar var görün biraz.
Hayat, çerçevesini sizin çizdiğiniz resimden ibaret değil.

Not: Bahsi geçen tüm siteleri listemden kaldırdım tabiiki.

5 yorum:

kedicibasi dedi ki...

çoğu görüşünde haklısın.Katılıyorum sana.önemli olan negiydiği nerede gezdiği değil bence önemli olan kendisi için istediğini başkası için de isteyebilmek tir.Saygılar..

ufuk dedi ki...

Hayatım, yazdıklarına katılmamak mümkün değil. Bazen hadi bir blog gezintisi yapayım diyorum aynı manzara.... Sıkılıyor ve o mu, ben mi ülkeye yabancıyız anlayamıyorum...:((((

er1403 dedi ki...

Sevgili kedicibaşı haklısın kendisi için istediğini başkası için de isteyebilmek önemli. Ama bahsettiğim kişiler, başka insanların neler yaşadıklarını göremeyecek kadar bencil hayatlar yaşıyorlar ne yazı ki. İnsanları rencide edebileceklerini bile düşünmezken onlar için de dileyebileceklerini hiç zannetmiyorum.

Sevgili Ufuk'cuğum onlar kendi gezegenlerinde yaşıyorlar sanırım :( Biz yine BİZ olarak devam edip günün birinde uyanmaları umuduyla bekleyeceğiz.

Anne Kaz dedi ki...

Nasıl katılınmaz, ben de bu tür blogları uzun süredir takip etmiyorum okurken içimden söyleniyorsam o blog bana göre değildir :))

er1403 dedi ki...

Ziyaretin ve yorumun için teşekkür ederim Anne kaz. Çok yoğun olduğunu biliyorum, şaşırdım :)

Yorum Gönder